11 Şubat 2012 Cumartesi

GİRİŞ, GELİŞME, ÇÖKÜŞ.

Ben bu hikayeyi aynı gün içinde 3 kişiye anlattım.Çok sarhoştum
Ama kayıplarımı aklımdan çıkaramayacak kadar da değildim.

"Bak burası 30 yıl önce bir deniz kıyısıydı. Belki de yüzülüyordu.
Yazın sıcaktan derilerinin yüzülmesine inat insanlar yüzüyordu burada belki.
yıl oldu sonraki yıllar. Hep doldurdular burayı.
Yol, park, restoran falan filan...
Şimdi bu doldurulan zemin benim ve kat kat dikiyorum binayı bozuk olan zemine inat.
Sonra bir deprem pat! Deniz yerini buluyor işte.
Zemin sakattı, yıkıldım. İçi su... Boğuluyorum.
Her beş yılda bir oluyor bu. Dikiyorum bi bina daha cahil kafamla.
Yıkılıyorum yine. Pat!"

Ne yaparsam yapayım sonum dibe çöküş.
Şu yeniden bir şeyler yapmaya çalışma, yeniden hayata başlama olayları da pek sırıtıyor
artık. Ulan insan bu kadar mı kaybeden olur? Yok yaşım elli değil
Ama bir şeyler oldu sanki. Evet. Yaşadım gibi.

Her zaman dümdüz gitmem yeterliydi. Ben aksine çok sevdim yan yolları.
Yan yollar nereye gideceğini çok iyi bilenler içindir. Neye ihtiyacı olduğunu ,
ne için yol aldığını bilenler için...
Bu yollarda kaybolmasaydım veya hep çıkmaz sokakları bulmasaydım, diktiğim
binalar çökmeyecekti. En azından benim binalar az hasarlı olacaktı . Yıkılmayacaktım.

Reklamlardaki "Bu dağ gibi bulaşıkların üstesinden kim gelecek" diyen fingirdek kadın gibiyim.
Yalnız benim bir sıvıya ya da süngere ihtiyacım yok.
unutmam yeterli.
o ye!!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder